karşıda yamaçta toprakla birleşmiş merdivenden
iniyor gece vardiyasına çıkmış besbelli evinden dönüp arkasına bakıyor montunun yakasını kaldırıyor trafo kokulu yapraklar ekimin döküntüleri yollarda salınıyor ters yöne girmekte hevesli canı emniyet kemerine garantili belediyenin otobüsü çıkıyor dönemeçten kıvrılıyor önünden evcil bir güvercin dönüşünü ertelemiş yuvasına seyrediyor siyah beyaz kapısının eşiğinden ölmek fikri usunda mıdır bilmem akdeniz bulutu gri gözleri belli ki korkmuyor kedilerden kırmızı kazaklı bir kadın kirli dişli çıkıyor konuk olduğu kapıdan kızı elinde oğlu önünde yağmur atakları başlamak üzere karanlık sarı karanlık silik şarkı belki sen ya da şarkı sürünerek geçiyor mermer minarenin yola düşmüş gölgesinden hayır rakamlar bir şey ifade etmiyor odam yok yolum kapalı apartman boşluklarına hava deliklerine gelen esintiye okunan selalar sonbahar mı güz mü ama hüzünlü yazılmalı karşı kaldırımdan dini bütün Deli Emin selam atıyor poşetli ellerini kaldırmadan sakallı çenesiyle ak saçıyla okul yıllarımdan oldukça tanıdık çentik atılmış sıralarımdan şişman karısına gidiyor öğretmen kızına üniversiteli oğluna sürekli tebessümde ve hep konuşuyor yıldızlarla Mevlanadan kırmızı kazaklı kadın söndürüyor kapısındaki gece lâmbasını hiç sormadım kimsin necisin hiç sormadım yaşını ayaklarımda çorap yok bağrım hep açık ve hep dağınığım hayır üşüsem gam yemeyeceğim saat kaç gece sonbahar çağırma üşümüyorum gelmeyceğim |
Necmi Dayan
|
23 Aralık 2012 Pazar
Anlatsana beni bana uzandığımda ayak parmak uçlarına
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder