23 Aralık 2012 Pazar

Anlatsana beni bana uzandığımda ayak parmak uçlarına

karşıda yamaçta toprakla birleşmiş merdivenden
iniyor gece vardiyasına çıkmış besbelli evinden
dönüp arkasına bakıyor montunun yakasını kaldırıyor
trafo kokulu yapraklar ekimin döküntüleri
yollarda salınıyor

ters yöne girmekte hevesli canı emniyet kemerine garantili
belediyenin otobüsü çıkıyor dönemeçten kıvrılıyor önünden
evcil bir güvercin dönüşünü ertelemiş yuvasına
seyrediyor siyah beyaz kapısının eşiğinden
ölmek fikri usunda mıdır bilmem
akdeniz bulutu gri gözleri belli ki korkmuyor kedilerden

kırmızı kazaklı bir kadın kirli dişli çıkıyor konuk olduğu kapıdan
kızı elinde oğlu önünde yağmur atakları başlamak üzere
karanlık sarı karanlık silik şarkı belki sen ya da şarkı
sürünerek geçiyor mermer minarenin yola düşmüş gölgesinden

hayır rakamlar bir şey ifade etmiyor odam yok yolum kapalı
apartman boşluklarına hava deliklerine gelen esintiye
okunan selalar sonbahar mı güz mü ama hüzünlü yazılmalı

karşı kaldırımdan dini bütün Deli Emin selam atıyor poşetli ellerini kaldırmadan
sakallı çenesiyle ak saçıyla okul yıllarımdan
oldukça tanıdık çentik atılmış sıralarımdan
şişman karısına gidiyor öğretmen kızına üniversiteli oğluna
sürekli tebessümde ve hep konuşuyor yıldızlarla Mevlanadan

kırmızı kazaklı kadın söndürüyor kapısındaki gece lâmbasını
hiç sormadım kimsin necisin hiç sormadım yaşını
ayaklarımda çorap yok bağrım hep açık ve hep dağınığım
hayır üşüsem gam yemeyeceğim
saat kaç
gece
sonbahar
çağırma üşümüyorum gelmeyceğim
 
Necmi Dayan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder